7 Haziran 2014 Cumartesi

göçebe günler'in -galiba- sonu ve son yazısı...

Hemen söyleyeyim: 3 Eylül 2012’den beri süregelen göçebe yaşamım 27 Mayıs 2014 itibariyle, yani 633 günün sonunda son buldu. Hem de bir taşla çok sayıda kuş vurarak (bu deyim de pek sıkıntılı aslında ya…): Öncelikle; evsizlik, odasızlık, eşyalarımın yurdun dört bir yanına dağılmış olması gibi durumların beni artık yormuş olması sonucunda “evim” diyebileceğim belirli bir yere ihtiyacım vardı artık ve bu ihtiyacım giderilmiş durumda. Şimdi, zaten çok az miktarda olan eşyaları buraya toparlama zamanı. İkinci olarak, bu 633 günün başında aklımın ucundan bile geçmeyen bir konu olan kırsalda, doğayla iç içe yaşama düşüncesinin bu süreç içerisinde içimde ciddi bir şekilde kök salmış olması sonrasında, şu anda ormanın içinde, görüş ve yürüyüş alanımın içinde deniz ve dağların olmasıyla bu isteğimin de karşılanıyor olması. Üçüncüsü ise, yine bir süredir bir topluluk içinde yaşamak istiyor ve şu anda tam da böyle bir “şey”in içine düşmüş olmam!

Bütün bu güzellikler Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı olan Çandır Köyü’ne (gudubet büyük şehir yasası ile kağıt üstünde mahalle olarak geçiyor artık) yerleşmiş olmamdan kaynaklanıyor. Begüm’ün çağrısı ile geldim buraya (yani Begüm’ün evine) ve dokuz gündür burada yaşıyorum. Birkaç aydır burada yaşayan Bülent’in yanı sıra yarın bize katılacak olan Burcu’yla birlikte ekip tamamlanmış olacak. Bu dörtlü; birlikte yaşamayı, topluluk olmayı deneyimleyeceğiz.

Burası bir köy evi, kocaman bir bahçesi falan da var ama bir şeyler yetiştirmek için sınırlı toprağımız var şimdilik. Evin arkasında iki günde ufak bir bahçe oluşturuverdik Bülent’le ve biraz yeşillik, biraz da biber, domates, kabak vs. ektik-diktik; bakalım hangileri yüzümüzü güldürecek.

Bunun dışında evin önü açıklık ve karşıda dağları, ağaçların arasından da denizi görüyoruz. Her bir yanımız ağaçlarla, ormanla kaplı. Komşumuz Güllü Abla’dan yumurta, süt gibi ihtiyaçlarımızı karşılıyor, yoğurdumuzu yapıyoruz. Yakın gelecekte peynir de yapmaya başlarım diye düşünüyorum. Bu arada ekşi mayalı ekmeğe de giriştim tabii hemen.

Köyden diğer kişilerle de tanışıyorum yavaş yavaş. Çok güzel insanlar hepsi… Bir gün birisi kabak getiriyor, öbür gün bir diğeri domates veriyor, diğer bir gün ise birinin bahçesine dut yemeye gidiyoruz…

Yakın gelecekte yaşamak istediğim yer buradan çok farklı bir yer değil. Sadece daha fazla ekip biçebileceğimiz ve mümkün mertebe tüm gıda ihtiyacımızı karşılama şansı bulacağımız, bir sürü de meyve ağacı dikebileceğimiz bir alan olsa, bir de suya erişim kolay olsa yeter, başka bir şeyde gözüm yok.

Aynı şekilde topluluk olma anlamında da bunun ötesinde bir beklentim yok. Üçümüzün çok güzel bir uyum yakaladığını görüyorum, işler kendi akışında akıp gidiyor, kimi zaman biri daha fazla sorumluluk alıyor, diğer bir zaman bir başkası… Her türlü konuda ortak karar alarak, birbirimize danışarak ilerliyoruz… Kimse kimseden bir şey yapmasını beklemiyor, bununla birlikte yapılası her şey ahenkle halloluyor. Burcu da gelince bu ahengimizin daha da güzelleşeceğinden eminim. Ayrıca para-pul konuları, ortak kasa oluşturma vs. konularda da konuştuk biraz ama bunları Burcusuz karara bağlamak istemediğimiz için askıya aldık, bekliyor.

Dedim ya topluluk olma anlamında başka bir beklentim yok, hayal ettiğim gibi bir oluşuma doğru gittiğimizi hissediyorum hâlihazırda. Ha bir tek, daha çok ekip biçtiğimiz, daha fazla işbölümü vs. gerektiren bir yerde yaşamaya başladığımız zaman topluluk nüfusunun artmasını isterim sanırım; hem işlerin daha kolayca hallolması hem de daha fazla sosyalleşme şansı sağlaması için. O zaman iyice tadından yenmez herhalde…

Durumlar böyle işte. Seyahatlere, otostoplara son verecek değilim tabii ama artık bi’ evim var, dolayısıyla göçebe günler de son bulmuş oluyor sanki. Bu durumda belki de –ve galiba– bu blogun son yazısı* olmuş oluyor bu. Vay bee!

Bu yolculuğumu takip eden, merak eden, ilham, destek veren herkese sonsuz teşekkür!


* Bu blogun son yazısı muhtemelen ama yön değiştiren hayatımda olan biteni yazmaya devam etmek istiyorum. Hatta şu anda deneyimlediğim(iz) topluluk yaşamındaki tecrübelerimizi paylaşacağımız yeni bir blog açmayı konuşuyoruz. Yakında kokusu çıkar. ((:

13 yorum:

  1. Yaşa Emre! Çok teşekkürler bizi yolculuğunda yanında götürdüğün için. Yerleşik hayatta başarılar. Zaman zaman ben de katılırım umarım aranıza.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Tijen! Lütfen katıl!.. (;

      Sil
  2. Güzellll. Bi de sigortalı bi iş bul. Yuvanı kur. Kır dizini otur kozy :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ama sigortayı tam yatıracaklar, tamam mı?

      Sil
  3. Ne güzeldi yazdıklarını okumak. Yazmaya devam, bizi habersiz bırakma!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık yazmadan duramıyorum ki zaten (:

      Sil
  4. Yeni ve yenilikci yadaminda mutluluk diliyorum sana. Bir gun ziyaretinize geliriz Emrecim. Hersey gönlünüzce olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekleriz Gökhancım. Çok teşekkürler...

      Sil
  5. O zaman bir (son) yorum yazayım: İyi etmişsin emre be...Keçiler bile gezer dolaşır ama sonunda ağılına ulaşır Emrecim. Tez vakitte kulağındaki küpeyi çıkar, o sakalları kes, evlen, çocuk yap.

    Hayallerinin gerçekle buluştuğu çizgiden hiç çıkmayasın :)

    YanıtlaSil
  6. Son yazıda tanışmak kısmetmiş.
    Sevgiler.
    Dalyan lı anne Çiğdem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ((: artık diğer blog(lar)a veya bu blogdaki önceki yazılara bekleriz ((:
      sevgiler...

      Sil
  7. hadi bakalım huzur olsun, mutluluk olsun.

    YanıtlaSil